Gence Alton ile Her Kadehten

Riesling’in Binbir Yüzü

Her ne kadar Beyaz Burgonya tutkunu olsam da eğer günün birinde silah zoruyla bana “tek bir beyaz üzüm seç, gerisi gidecek” deseler Riesling kalsın derim. Belki Chardonnay doğru işlendiğinde ekildiği yeri boş bir kanvas gibi en saydam biçimde yansıtabiliyor ama özünde aromatik olarak son derece zayıf bir üzüm. Hangi yöne çekerseniz oraya gidiyor, meşe ile olan yakın ilişkisi bu yüzden. Aromatik türlerden ise Sauvignon Blanc belki en popüleri ama onun da yelpazesi kısıtlı. Narenciye ve tropik meyve aromalarında gezinen, serin iklimlerde ağız sulandırıcı asiditesiyle yemek dostu şarapların üzümü bu. Daha nice leziz beyaz şaraplık üzüm var ama Riesling kanımca hepsinden üstün.

Neden mi? Belki inanması zor ama yaklaşık bir asır kadar öncesine kadar dünyanın en pahalı şarapları Alman Riesling’leriydi. Bu soylu üzümün anavatanı Almanya halen tüm Riesling bağlarının yüzde 60 kadarına sahip. Dünya çapında 40,000 hektar gibi bir bağ alanına yayılan Riesling oldukça küçük bir azınlığı teşkil etse de kalite bakımından en üstün şarapların yapıldığı özel bir üzüm. İnce kabuklu ve küçük taneli bu türün genetik ebeveynleri DNA testi teknoloji sayesinde yakınlarda açığa çıkarıldı. Günümüzde yok olmuş bu türlerin belirlenmesi sayesinde ise Riesling’in yaşayan en yakın iki akrabası olan Chardonnay ve Pinot Noir ile ortak yönleri şarap tutkunlarını pek şaşırttı sayılmaz.

Benzer ince kabuk ve kalın tanelerin yanısıra Pinot Noir ve Chardonnay, Riesling ile çok daha önemli bir özellik paylaşıyor. Bu üç tür ekildiği yerin özelliklerini en şeffaf şekilde yansıtabilen şaraplık üzüm cinsleri. Şarap yapımcılığı teknikleri bu üzümlerin işlenmesi sırasında bağda yapılan hataları örtbas etmeye yeterli değil. Özellikle yeni meşe fıçılarla asla geçinemeyen Riesling bağda neyse kadehte de o. Saflık ve dengesiyle başdöndüren Riesling serinden de öte, soğuk iklimlerin üzümü. Almanya dışında kalan yüzde 40 kadar bağ alanı bu yüzden ancak belirli ülkelere yayılıyor. Ilıman ve özellikle sıcak iklimlerde haddinden erken olgunlaşan Riesling tüm canlılığını yitirip şahsiyetsiz şaraplar veriyor.

Çoğumuzu şaşırtacak bir gerçek Riesling’in ikinci en çok yetiştirildiği ülkenin anavatanı Almanya’dan kıtalarca ötedeki Avustralya olması. Dünya Riesling alanının yüzde 12 gibi bir kısmına sahip olan güney yarımkürenin en önemli bağcılık cenneti Avustralya’da bu üzüm üstelik senelerdir kalite açısından ön planda. İşin ilginci 1990’da global anlamda yaşanan Chardonnay talebi patlamasına kadar Riesling bu kıtada en yaygın beyaz türmüş. Aynı yıllarda alkol düşmanı Gorbachev’in dünyanın en fazla Riesling dikili ülkesi olan Sovyetler Birliği’ni en yüksek miktarda bağ sökülen ülkeye çevirdiği ise bahsedilmeden geçilmemesi gereken acı bir gerçek. Aydın bir liderin karanlık yüzlerinden biri bu.

Halbuki Avustralya Chardonnay patlamasına rağmen Riesling’e ekili bağ alanını giderek arttırmaya halen devam ediyor. Özellikle yanyana yer alan Clare ve Eden vadileri serin iklimleriyle Avustralya Riesling’inin merkezini teşkil ediyorlar. Burada Riesling Alman ile Fransız tarzı arasında kendine has bir yorumla işleniyor. Son derece yüksek asiditeli bu şaraplar gençken bir limon kadar keskinken Riesling için yüksek sayılabilecek alkol seviyeleriyle yağlı bir dokuya ve onlarca yıl eskiyebilme kapasitesine sahipler. Üçüncü sırada yüzde 9 Riesling bağ alanıyla Fransa geliyor. Bu Alman üzümünü Fransızlar az da olsa hakir gördüklerinden Alman kültürü etkisi altında özerk sayılabilecek Alsas bölgesi dışında ekilmesini yasaklayarak kısıtlama altına almışlar.

Alsas’da iklim Almanya’ya kıyasla daha ılıman olduğundan Riesling yüksek alkollü ve zengin yapıda şaraplar veriyor. Bambaşka bir lezzet profiline sahip Alsas Riesling’leri sanki Beyaz Burgonya’nın Chardonnay’leri ile Alman Riesling’leri arasında bir köprü tadında enfes beyazlar. Yine kıta değiştiriyoruz, şahsına münhasır Alsas’ı, hadi gelin Fransa’yı diyelim, en fazla Riesling bağ alanında ABD takip ediyor. Ne yazık ki burada özel bir kimlik aramak yerine Alman Riesling’lerini ellerinden geldiğince taklit edebilme hevesinde şaraplarla yetiniyoruz. Kaliforniya’nın en serin yüksek irtifalı bölgeleri dışında özellikle Washington eyaletinde neredeyse Alman kalitesine yaklaşan örnekler mevcut.

Yüzde 1-2 gibi önemsiz dağılımlara geçmeden son bahsedilmesi gereken Riesling ülkesi yüzde 5 bağ alanıyla yine Eski Dünya’dan Avusturya. Bu ülkede şaraplık üzümlerin kralı yerel tür Grüner Veltliner iken kraliçe Riesling desek yalan olmaz. Belki miktar olarak az rastlanan Avusturya Riesling’lerinin Kamptal ve özellikle Wachau bölgelerinden olanları dünyanın en iyileriyle boy ölçüşecek kalitede. Burada şarap dünyasının gelmiş geçmiş en karmaşık konularından Alman Riesling dünyasına girmek yerine bu büyük üzümün daha az rastlanan örneklerini inceledik. Oysa ki yeni Alman şarap kanunları ile yaşanan uyanış kendi başına sayfalarca işlenebilecek bir konu. Riesling bu ülkeler dışında Balkanlardan İtalya’ya, Yeni Zelanda’dan New York eyaletine, Güney Amerika’dan Güney Afrika’ya, ülkemizden Türki Cumhuriyetler’e kadar rastlanabilen dünyanın en asil beyaz üzümü.

Sizlere iyi Riesling dolu günler diliyorum, çünkü ömür vasat şarap içmek için çok kısa!

23/02/2009

Bookmark and Share Yorumla